~~ Linkler ~ Yeni Yüksektepe Nedir? ~ Şubelerimiz ~ Bize Ulaşın ~ Künye ~ Aktif Felsefe Anasayfa ~~
 
02 | 09 | 2014
BİTKİLERLE TEDAVİ
Dr. Göknur Gözen tarafından yazıldı   

 

BİTKİLERLE TEDAVİ

 

Şifalı bitkilerle tedavi anlamına gelen Fitoterapi, günümüzde farmakolojinin bir dalı olmasının yanı sıra ilk çağlardan beri uygulanmakta olan bir tedavi yöntemidir. Bitkilerin içerdiği kimyasal maddeler belirli doz ve şekillerde hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için kullanır.

Son yıllarda tıbbi bitkiler ve bunlardan elde edilen aktif maddeler üzerindeki çalışmalar ve bunlara karşı olan ilgi çok artmıştır. Bunun başlıca sebepleri şunlardır.

1- Yeterli düzeyde bir kimya endüstrisine sahip olmayan kalkınma yolundaki ülkeler bitkilerden yararlanarak, kolay ve ucuz bir tedavi olanağı elde etmek istekleridir. Bunun en yoğun örneğini Mısır, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde görebiliriz.

2- Tedavi alanına sokulan yeni sentetik bileşiklerin bazılarında tehlikeli yan etkiler görülmesi. Bitkisel ilaçlar çok uzun zamandır kullanıldığı için yan etkileri iyi bilinmektedir. Buna karşılık tedaviye yeni sokulan sentetik maddeler yeterli kontrol zamanına sahip olmadıklarından bazı tehlikeli yan etkileri olduğu ancak kullanımdan sonra anlaşılmakta ve bu durumda onarılması güç zarara sebep olmaktadır.

3- Bazı ilaç ilkel maddelerinin, bitkisel droglardan, sentetik olanlardan daha ucuza ve daha kolaylıkla elde edilebilme imkânları.

4- Diğer bir üstün yanları ise birkaç etkiye birden sahip olmalarıdır. Sentetik bileşikler genellikle bir tek etkiye sahiptirler. Bazıları ise, antibiyotikler gibi, yan etkileri önlemek için diğer bazı ilaçlarla birlikte kullanılmasıdır. Bitkisel ilaçlarda böyle bir durum yoktur.

TIBBİ BİTKİLERİN BİLEŞİMİ

Tıbbi bitkiler üzerinde yapılan deneysel çalışmalar, bitkisel droglarda bulunan bileşikler hakkında bilgilerimizi çoğaltmıştır.

Droglarda selüloz, nişasta, pektin, protein, şeker gibi tedavi yönünden etkisiz maddelerin yanı sıra çok az miktarlarda bile tedavi edici etkiye sahip maddeler bulunmaktadır. Bunlara etkili madde (etkin madde) ismi verilmektedir. Bitkilere tedavi edici özelliği veren birçok madde vardır, fakat bunlardan görece en önemli olanları şunlardır.

* Tanenler: Fenol yapısında katı bileşiklerdir, suda çözünürler. Birçok bitkide bulunur. Özellikle kabuk kısmında bulunurlar. Meşe mazısı ve meşe palamudu tanen yönünden çok zengindir. Tedavi ve deri sanayinde kullanılan tanen bu bitki ve meyvelerinden elde edilir. Tanenler antiseptik etkilere sahiptirler.

* Alkaloitler: Katı ve genellikle renksiz maddelerdir. Baz halde suda çözünmedikleri halde tuzları suda çözünebilir. İlk alkaloit 1803 yılında Fransız eczacı Derosne tarafından elde edilmiş olan morfindir. Bu bileşikler küçük dozlarda bile kuvvetli etkiye sahiptirler.

* Sabit yağlar: Gliserin ile yağ asitlerinin esterleşmesi sonucu meydana gelmiş bileşiklerdir. Sıvı veya katı halde olup suda çözünmez fakat organik çözücülerde kolay çözünürler.

* Uçucu Yağlar: Genellikle sıvı olup kuvvetli kokulu ve uçucu maddelerdir. Su buharı ile sürüklenebilirler fakat suda çözünmezler. Özellikle çiçek ve meyvelerde bulunsalar da diğer organlarda da rastlanırlar.

ETKİ VE KULLANILIŞ

Bitkisel kökenli ilaçlar çok eskiden beri hastalıklara karşı kullanılmakla beraber etkili bileşikleri ve etki mekanizmaları hakkındaki bilgiler ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren, yani yaklaşık 100 seneden beri, sahip olmaya başladık. Tıbbi bitkilerin hastalıklara karşı etkilerini ve kullanma imkânları konusunda bir fikir verebilmek için, bazı farmakolojik bilgiler şöyledir.

1- Drog: Kökeni Farsça olduğu sanılan bir kelimedir. Eczacılık, kimya ve boya endüstrisinde kullanılan bitkisel, hayvansal veya madensel ilkel maddelere verilen addır. Osmanlıca karşılığı eczadır.

2- İlaç: Hastalıkları iyileştirmek veya belirtilerini ortadan kaldırmak için kullanılan, hastalar tarafından alınabilir şekle getirilmiş, drog veya drog karışımlarına ilaç denmektedir. İlaçları gıda ve zehirlerden tam olarak ayırmak mümkün değildir. Tıbbi miktarlarda ilaç etkisine sahip bir drog, bu miktar aşılınca öldürücü olabilir.

3- Veriliş yolları: İlaçların veriliş yolları çok çeşitlidir. Hastalığın cinsine ve istenilen etkiye göre değişik yolları kullanılır. En çok kullanılan yolları kısaca açıklamak gerekirse;

- Sindirim sistemi yolu: Buna dahilen alma yolu da denilmektedir. Ağız veya rektal yolla verilir ve sindirim kanalı yoluyla kana geçer. Sindirim sistemi yolu bitkisel droglardan hazırlanan ilaçların verilmesi için kullanılır.

- İnjeksiyon yolu: Etkili bileşiğin uygun bir çözücüdeki çözeltisi deri altı, adale içi veya damar içine zerk edilir. Çok çabuk etki eden bir yoldur.

- Haricen kullanma: Burada ilaç solunum, deri veya mukoza yoluyla verilir. Deri yolu yöntemi deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. İlaç şekli olarak bilhassa merhemler tercih edilmektedir.

4- Etkili madde: Droglar taşıdıkları etkili maddeler nedeniyle tedavi alanında kullanılmaktadırlar. Bitkilerde etkili maddeler bitkilerin muhtelif organlarında bulunmaktadır. İlk zamanlar drogların etkili maddeleri hakkında bilgilerimiz bulunmadığı için doğrudan doğruya drog veya bundan hazırlanan özütler tedavide kullanılmaktaydı. Drogların etkili maddelerinin öğrenilmesi ve bunların saf olarak elde edilmesinden sonra, tedavi alanında drog yerine, saf etkili maddelerden hazırlanan ilaçların kullanılmasına geçilmiştir. Bu günde bu şekilde kullanılış devam etmektedir. Bu maddelerin çabuk etki göstermeleri, yan etkilerinin az olması, miktarlarının çok iyi şekilde hesaplanabilmesi gibi özellikleri nedeniyle tercihen kullanılmaktadır. Buna karşın saf etkili maddelerin ülkemizde elde edilmemekte olması, fiyatlarının pahalı, zehirliliklerinin droglara oranla yüksek bulunması, etkilerinin kısa süreli olması gibi sakıncaları da bulunmaktadır. Bu nedenlerle tedavide , hastanın durumuna göre, drog veya etkili maddeden hazırlanmış ilaç kullanılması en geçerli yol olmaktadır.

5- Etki Düzeni: Bitkisel droglarda bulunan etkili bileşiklerin hastalıkları iyi etmekte gösterdikleri etki mekanizması çok değişik ve karmaşık olması nedeniyle henüz tam olarak bilinmemekle beraber fizikokimyasal olaylar topluluğu olduğu burada, bilhassa enzim sistemlerinin rol aldığı anlaşılmıştır. Etki; drogun taşıdığı etkili maddeye, miktarına, alan şahsın fiziksel yapısına, etkili maddeye karşı olan tepkisine , ilaç şekline, verilme yoluna v.b. bağlı olarak meydana gelmektedir. İstenen etkiyi elde etmek için genellikle küçük dozlardan başlamak, istenen etki elde edildiği zaman hastalık belirtileri kayboluncaya kadar devam etmek, kusma, ishal, baş dönmesi gibi zehirlenme veya yan etki belirtileri görülür görülmez ilacı kesmek uygulamada kullanılması uygun bir yoldur.

6- Atılma: Dahilen alınan droglardaki etkili maddeler, mide ve barsaklarda emilerek kan yolu ile hücrelere ulaşır. Bir müddet sonra bu etkili madde vücuda girdiği gibi, herhangi bir değişikliğe uğramadan, kimyasal bazı yapı değişikliklerine uğrayarak veya başka bileşiklerle birleşerek organizmadan dışarı çıkar. Bu çıkış en çok, böbrekler vasıtasıyla, idrar ile olur. Bazı bileşikler safra solunum ile atılmaktadır.

7- Tanı: Halk ilaçları ile tedavide göz önünde tutulması gereken en önemli husus tedavi edilmek istenen hastalığın teşhisidir. İshal, kabızlık, mide bulantısı, karın ağrısı, sinirlilik gibi bazı durumlar kolaylıkla fark edilebilirse de, bunların hangi sebeplerden ileri geldiğini ancak bir hekim saptayabilir. Bu nedenle herhangi bir hastalık belirtisi bitkisel bir ilaç ile kısa sürede tedavi edilemez ise hemen bir hekime başvurmak gerekir. Bunda mutlak bir zorunluluk vardır.

8- Tedavi değeri: Bitkisel drogların değeri bazı hekimlerce küçümsenmekte, halk arasında ise fazla değerlendirilmektedir. Basit hastalıkların tedavisinde bitkisel ilaçlar iyi sonuçlar verir fakat buna karşılık bitkisel droglarla hazırlanan ilaçlardan mümkün olanın üstünde bir etki beklenmemelidir.

Tıbbi bitkiler ile tedaviden, olumlu sonuç alabilmek için, tedaviye en az bir hafta düzenli bir şekilde devam edilmelidir. Müzmin hastalıklarda bu süre 3-4 haftayı bulur. Tıbbi bitkilerin etkileri nispeten yavaş ama uzun sürelidir.

KULLANILIŞ ŞEKİLLERİ

Bitkisel droglar ilaç olarak alınabilmek için uygun bir şekle konulmalıdır. Bunun en basit yolu bitkiyi toz haline getirerek veya olduğu gibi veya bir ilaç kapsülü içinde almaktır. Bununla beraber alma şeklindeki kolaylık ve alınan miktarın saptanması bakımından hap, infüzyon ve dekoksiyon şekilleri kullanılmaktadır.

1- Toz: Bitki parçalarının bir madeni havanda dövülmesi veya bir değirmende çekilmesi ile elde edilir. Parça büyüklüklerine göre kaba, orta ve ince olmak üzere 3 kısma ayrılırlar. Hap veya kapsül şeklinde alınacak tozların ince olması tercih edilir. Tozların alınmasında kullanılacak en kolay yol, ince tozun yarım bardak kadar su içine dökülmesi ve karıştırdıktan sonra içilmesidir.

2- Hap: İnce toz halindeki drogun bir yardımcı madde yardımı ile hap haline getirilmesi ile elde edilir. Hapların ağırlıkları 1- 2.5 gr arasında olmalıdır. Daha büyük hapların alınması güçtür. Yardımcı madde olarak bal, şeker şurubu, nişasta, leblebi unu, arap zamkı, meyan balı gibi tedavi etkisi bulunmayan maddeler seçilmelidir. Drog tozu uygun yardımcı madde ile hamur haline getirilir, bu hamur avuç arasında döndürülerek uygun uzunlukta bir çubuk yapılır, çubuk bir bıçak ile uygun büyüklükte parçalara bölünür ve her bir parça yuvarlanarak hap haline sokulur. Hapların birbirine yapışmaması için meyan kökü tozu veya talk tozu konulur.

3- İnfüzyon ( demleme) : Drogların ilaç olarak kullanılmasında çok kullanılan bir şekildir. Özellikle çiçek, yaprak türü droglardan çay hazırlamak için kullanılan bir yöntemdir. İnfüzyonu hazırlamak için ufalanmış bitki parçaları üzerine kaynar su dökülür ve karışım kapalı bir kapta 5-10 dk tutulur. Özellikle faydalı uçucu yağlar içeren çiçek ve yaprakların bu özelliklerinden de yararlanmak ve yağın hepsinin uçmasını engellemek için demleme kabının ağzı sıkı kapatılmalı veya bir demlik kullanılıyorsa üzeri bir havlu ile örtülmelidir. Çay süzüldükten sonra soğumadan tüketilir.

Kullanılacak miktar drogun kuru ya da yaş (taze) olmasına göre değişir. Kuru droglar için ölçü bir fincan için bir çay kaşığı drogdur, yaş droglarda miktar arttırılmalıdır. Tadlandırıcı olarak bal veya şeker konulabilir.

4- Dekoksiyon (kaynatma): Tohum, kök, kuru meyva ağaç kabuğu gibi daha sert drogların içindeki etkin maddeyi çıkartmak için bu yöntem kullanılır. Bunu hazırlamak için ufalanmış bitki kısımları üzerine yeter miktarda soğuk su konulur ve karıştırılarak kaynatılır, kaynadıktan sonra ateş kısılarak fakat kaynar sıcaklıkta tutularak bitki tohumları 5-10 dk, bitki kökleri ise 20 dk daha karıştırılır ve sıcakken süzülür. Soğumadan içilir. Bunda da infüzyonda olduğu gibi kullanılacak miktar bir fincan için bir çay kaşığı kuru drogdur (yaş drog kullanılması durumunda miktar arttırılmalıdır). Tatlandırmak için bal veya şeker kullanılabilir.

BİTKİSEL İLAÇLAR ZARARSIZ DEĞİLDİR

Bitkisel ilaçlar, tamamen zararsız değildir. Yaygın kanaatin tersine, bitkisel karışımlar ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Bitkisel ilaçların da yan tesirleri vardır. Çoğu zaman doktor reçetesi ile alınan ilaçlara destek olsun diye ilaveten bitkisel ilaçların kullanıldığı görülür. Bu farklı etkileşimlere sebep olabilir. En basitinden alınan ilacın beklenen etkisi, istenen düzeyin çok çok üstüne çıkabilir. Medikal tedavi geciktirilir ya da hiç yapılmayabilir.

Amerikan Yiyecek ve İlaç Dairesi (FDA) bitkisel ilaçların karaciğere, böbreklere toksik etkileri olması ve kansere yol açabileceği ihtimaline karşı dikkatleri çekmeye başladı. Yapılan incelemelerde, piyasadaki bitkisel ilaçların, üstünde yazıldığı oranda bitkisel madde ihtiva etmediği ortaya çıktı. İçlerinde ağır metal olarak da adlandırılan kurşun, civa gibi yabancı maddeler dahi tespit edildi.

Yayınlanan makaleler ve hazırlanan raporlar ışığında, bitkisel ilaçların sebep olabileceği zararlar şu başlıklar altında sıralanıyor:

1) Standardizasyon eksikliği

2) İlaçlarla bitkilerin etkileşimi

3) Oluşan yan etkilerin bildirilmemesi

BAZI HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILABİLECEK BASİT İLAÇLAR

Karışımlar:

Baş Ağrısı:

1- Biberiye yaprağı 1 kısım

Limon kabuğu 1 kısım

Oğulotu yaprağı 1 kısım

İnfüzyon yapılarak günde 2-3 fincan içilir

Biberiye Limon kabuğu Oğulotu (Melisa)

2-Ihlamur çiçeği 1 kısım

Kediotu kökü 2 kısım

Oğulotu (melisa) yaprağı 1 kısım

İnfüzyon günde 2-3 fincan

Ihlamur çiçeği   Kediotu            Oğulotu (Melisa)

Anason Kimyon Kişniş   Rezene

Adaçayı            Kişniş   Meyankökü       Pelinotu

Gaz giderici:

Anason meyvesi 1 kısım

Kimyon meyvesi 1 kısım

Kişniş meyvesi 1 kısım

Rezene meyvesi 1 kısım

İnfüzyon günde 2 fincan

Hazımsızlık:

Adaçayı yaprağı 2 kısım

Kişniş meyvesi 2 kısım

Meyan kökü 1 kısım

Pelinotu 1 kısım

İnfüzyon günde 1 fincan

Uykusuzluk:

Ihlamur çiçeği 2 kısım

Limon kabuğu 1 kısım

İnfüzyon yatmadan önce 1 fincan

Ihlamur çiçeği   Limon kabuğu

Öksürük kesici:

Adaçayı yaprağı 1 kısım

Hatmi çiçeği 1 kısım

Öksürükotu yaprağı 1 kısım

İnfüzyon günde 2-3 fincan

Adaçayı            Hatmi çiçeği     Öksürükotu

Kaynaklar:

1.       Prof. Dr. Turhan Baytop, Türkiye'de Bitkilerle Tedavi

2.       www.sifalibitkilervedogaltedavi.com

3.       http://www.greenleafpolitics.com/medicine_making_decoction.html

4.       http://groups.msn.com/TeaCentral/brewingbyinfusion.msn

5.       http://www.bitkisel.org

 

 

 
Yayınlarımız
savas.gif
Eski Sayılar
Dergi_Sayi_56.gif
Özlü Sözler

Güvensizliğin olduğu ortamda aşk barınamaz.

İrlanda atasözü